Vatan Partisi Genel Lider Yardımcısı ve davanın 2008 yılında birinci tutuklanan sanıklarından olan avukat Nusret Senem,yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“2008 yılında en başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Vatan Partisi yöneticilerine, milliyetçi aydınlara, Atatürkçülere karşı Amerika’nın ve NATO’nun ve Avrupa Birliği etraflarının bölgedeki menfaatleri doğrultusunda FETÖ örgütünü kullanarak kurdukları kumpas tarihi bir kararla sona ermiştir. Bu kumpasın Türkiye’ye ağır bedelleri oldu. Türk ordusunun en parlak generalleri, amiralleri, subayları, astsubayları yıllarca mahpusa atıldılar ve Türk ordusundan tasfiye edildiler. Onun acısını Türkiye, 15 Temmuz darbesini yaşayarak gördü. Bunun acısını Türk yargısı yaşadı. Yargıtay, Danıştay ve değerli ağır ceza mahkemelerinin tamamı FETÖ’cülerin eline geçti 2010 yılında. Onun acısını Türkiye çok ağır yaşadı. 5 bin FETÖ’cüyü yargı 15 Temmuz’dan sonra fakat tasfiye edebildi. Aksi taktirde yargı FETÖ’nün yargısı haline gelmişti. Türkiye bu gayretten alnının akıyla çıkmıştır. O davada yargılanan tüm sanıklar dik durmuştur.”
YILDIRIM: DAVADA DAİMA DİK DURDUM, DAİMA SAVUNMA YAPTIM
Sanık Hasan Ataman Yıldırım ise 5 yıl 2 ay 5 gün bu davadan ötürü mahpus yattığını belirterek, “En son duruşmada da şunu söylemiştim, bu davada yardım ve yataklık edenler, cumhuriyet mahkemelerinde yargılanacaktır demiştim. Ben daima davada dik durdum, daima savunma yaptım ve bu davanın da Amerika tarafından yürütüldüğünü söylediğim için tekrar bir sefer daha Silivri’ye sevk edildim. Sonra da bunun üzerine ‘Buzdağının Altı Amerika’ diye kitap yazdım. Ergenekon, Balyoz ve başka isimle seri davalar büsbütün Amerika’nın denetiminde Türkiye’yi ele geçirme davasıdır” diye konuştu.
Erdal Şahin de, “22 ay Silivri’de kaldık. Bu makus süreçte yanımızda olan eşlerimiz, annelerimiz vardı. Kaybettiğimiz sevgili Kaşif Komutanımı ben Afganistan’dan tanıyorum. Afganistan bölgede misyon yaptık. Duygusalım, konuşamıyorum. Türkiye bizim” dedi.
Açıklamanın akabinde sanıklar buradan ayrıldı.