Sözlerine “Merhabalar. Umarım güzelsinizdir, biz her zamanki üzere çok güzeliz.” diye başlayan Selahattin Demirtaş, “AYM’nin barış akademisyenleri kararı türel açıdan tartışılıyorken, ben de siyasi bir hatırlatmayla katkı sunmuş olayım. Karara mevzu olan hendek/barikat operasyonları yapılırken birtakım güvenlik ünitelerinin çok güç kullandığını, sivilleri direkt gaye aldığını ben de tekraren söylemiştim. Elbette ki, biz de o suça hem ortak olmamak hem de durdurmak için çok uğraş sarf etmiştik. O devirde yaşananların art planını ve iç yüzünü bilmeyenler, güvenlik güçlerinin haksız yere suçlandığını, bu formda “terör propagandası” yapıldığını söylemeye devam ediyorlar.” dedi.
Demirtaş, açıklamasının devamında şu paylaşımı yaptı:
Bakın, bunu söyleyenlerin müdafaaya çalıştığı, cansiparane bir formda savunduğu o operasyonların buyruklarını veren kumandanlar kimlermiş ve neredelermiş:
Demirtaş, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:
“Bu darbeci askerlerin Meclis’i bombalama ve yüzlerce sivil yurttaşı katletme buyruklarını 15 Temmuz’da verdiğine inanıyorsunuz da Sur’da, Cizre’de tek bir sivilin öldürülme buyruğunu vermiş olabileceğine neden inanmıyorsunuz?
Artık, AYM kararına karşı imza atan “1066 akademisyen” bu darbeci askerleri ve onların kabahatlerini savunmuş olmuyor mu? (1071 imza sayısı hedeflenirken ulaşılan 1066 sayısı da, Alparslan’ın Malazgirt’e gelip Kürtlerle ittifak yapmayı şimdi aklından geçirmediği bir tarih olmuş.)
Kim bilir, bakarsınız ileride bir gün savcının biri de çıkıp (umarım olmaz) bu 1066 akademisyene, darbecilere dayanaktan soruşturma açıverir. Ancak her halükarda tarihin utanç sayfasına yazıldılar bile.
Hala ikna değillerse Taybet İnan, Cemile Kasırga, Sevê Demir, Pakize Nayır, Fatma Uyar, Aziz Yural ve katledilen onlarca sivil insanı kendilerine hatırlatıyorum. Hepinize selam ve sevgilerimi gönderiyorum.”